21 Şubat 2010 Pazar

İklim

Düşünde yaşadıklarını
uyanınca da görebilseydin

Düş ile uykularını
birbirine ekleyebilseydin

Gece ile gündüzü
yalnızlık ile hüznü
ay ışığı ile rüzgârı
sevda ile karasevdayı
ekleyebilseydin birbirine

O zaman açılır mıydı
kapıları düş ile uykunun?
Keder ile kaderin
neşe ile sevincin
ruh ile bedenin
ırmak ile dağların
gurbet ile sılanın
aşk ile yalnızlığın
sevda ile karasevdanın
kilitsiz kapıları?

Ki ömür, görünmez o kapında
göğünde bir bulut olarak
kaç yıldır kim bilir, dolaşmakta

Düşleri kayıp bir akarsu dehlizi
uykusu bir dağ kovuğu olarak...

Ah! Düş gücünün esareti altındaki hayat
kim bilebilir bundan sonra yaşadıklarını?

Gecenin yazısız alfabesini kim okuyabilir
gündüzün denklemini kim çözebilir?

Sen ki Musa'yı ve İsâ'yı ve Muhammet'i gördün
Beethoven'i, Mozart'ı, Dede Efendi'yi dinledin
Yedi denizler aştın ve yedi dağlar
ruhunu yedi nehirler aynasında seyrettin

Yazının icadına, ayın ve güneşin
keşfine yakından tanık oldun
baruta ve engizisyona, savaşa ve barışa
aspirine, sevda ve karasevdaya
internete, zelzele ve sellere
şiire ve müziğe de tanık oldun

Ne kaldı öyleyse alfabesi ezbere bilinen
o ruh ve bedenin sesinden başka?

Öyleyse zaman azat olsun mekândan
mekân zamandan münezzeh...
Başlasın mazinin sararan rengi
ve gelecek günlerin ahengiyle
sevdanın ve sevincin iklimi...

Zaman, işte o zamandır şimdi...

Saldır Bana

ellerinde çekiçlerle
silahlarla saldır bana!
bana öyle büyük mermiler sık ki
herkes el ele tutuşup içimden
rahatlıkla geçebilsin!
kıçıma öyle bir parmak at ki
bir daha hiç kabızlık yaşamayayım!!

suratımı tırnaklarınla çiz
tanınmaz hale getir!!
kezzaplar dök!
tanınmayayım! bilmesinler beni artık!
doğdu yaşadı ve s*ktirdi gitti
diyebilsinler sadece!
bütün leş yiyicileri katledin
onların proteini olmamalıyım!
beni yedikten sonra,
sıçmasın hiç kimse!
hep kalın bağırsak problemi olayım onlara!
dişlerini çürüteyim!
azar azar kussunlar beni
ve
hep gırtlaklarında kalayım!


beni hala görüyor musun
rüyalarında
ben gibi?
adımı sayıklayarak uyanıyor musun sen de
ben gibi?
ve
başkasına anlatsam da anlamaz
dediğin oluyor mu
ben gibi?
ama ben ne yaparsam yapayım
sevecek başka bir peri
bulamıyorum
sen gibi..

Devasa Tripator Kombisal İstinyesi

set çekince kabadayı ve de zorba kararlar aktif bünyelerde pasif etki yarattı. acının damakdaki zevki elastik
vücutla kılıç kalkan oynamışcasına polisaçma. pigmentlerine ayrılan sonra derin kolda hizaya giren dere kurbağalarının
beklenmeyen sonu molokof saldırılarına maruz kalan sınıf öğretmenlerinin zarif ellerine olanlarla aynı. sonuçta taaruz
tatbikat amaçlı olunca ölmedi çocuklar. yoksa acı dudaklarda, acı bir nağme. tedbir bu ya hiç insiyatife mecbur bırakılmadı
zanaatkarlar.

Okyanus Sisleri Kaplı Ellerin..

okyanus sisleri kaplı ellerin
gözlerini her kırptığında
havaya dağılan tuz kokusu..
paramparça filikalarda
canımı emanet ettiğim..
gökyüzünde sancı!
adın: gündoğumu.
akşam vakitleri
yakakoz yakamoz hüzünlerin..
kirpiklerin
parmak uçlarımdaki
kıymıktan misinalar..
her satırda
daha da derinlere batan..

bir beden küçük kazağım
ve
üstüne giydiğim bordo bir gömlek
yakaları kolasız..
karanlıkta renklerini
kestiremediğim bir elbise
dizlerine kadar inen..

bir kemirgen var mide duvarlarımda
debelenen..
seninse dizlerine musallat
kış ayazlarının çıplak soğukluğu..
kara şehir suskun!
gri bir isle boyanmış gökyüzü
saatse bilmem kaç olmuş
belki de hiç varılamayacak duraklarda
kaçırılan otobüsler misali..

okyanus sisleri kaplı ellerin..
gözlerini her kırptığında
havaya dağılan tuz kokusu..